Bağımsızlık Referandumu Başarılı Oldu Mu?


Bilindiği üzere Kürdistan Bölgesi Yönetimi, 25 Eylül 2017'de tarihi nitelikte olan bağımsızlık referandumunu gerçekleştirdi. Referandum kararını 7 Haziran 2017'de Kürdistan Bölgesi'ndeki üç parti hariç tüm partiler beraber aldı. Bu üç partiden Gorran ve Komel zamanlama konusunda karşı çıktı, nihayetinde EVET dediler. HAYIR cephesinde sadece referandum sonrasında kuruluşunu resmi olarak ilan eden Yeni Nesil Hareketi vardı.

Referandum sadece Kürdistan Bölgesi'nin resmi sınırlarında değil, Kerkük  gibi Kürdistan Bölgesi İdaresi dışındaki Kürdistanî bölgelerde de yapıldı. Bu çok önemli bir adımdı. YNK içindeki bazı kişiler Kerkük gibi bölgelerde yapılmasına karşı çıksa da, parti içi nihai karar oralarda da yapılmasına yönelik oldu. Özelikle YNKli Kerkük Valisi Necmettin Kerim, referandumun Kerkük'te yapılmasının çok önemli olduğu inancındaydı. Kerkük bunun için önceden kendini hazırlamıştı zaten. Daha referandum yapılma kararı alınmadan 27 Mart 2017'de 41 üyeli Kerkük İl Meclisi'nde Arap ve Türkmen üyeler boykot etmesine rağmen Kürt oyları ile Kürdistan bayrağının Kerkük’teki resmi kurumlarda göndere çekilmesi önerisi kabul edildi. Bu bir ön hazırlık adımı olarak değerlendirilebilir. 

Irak ordusunun IŞİD'in saldırmasıyla çekildiği Kürdistan Bölgesi İdaresi dışındaki Kürdistanî bölgeler, Pêşmerge güçlerinin kontrolüne geçti. Irak Anayasası'ndaki 140. Madde gereğince 2007'ye kadar bu bölgelerde referandum yapılıp nereye bağlanacağı kararı verilecekti, bölgelerdeki yoğun Kürt nüfusu göz önüne alındığında karar Kürtlerin lehine olduğu için bunu uygulamadılar, bahanelerle hep ertelediler. Kürdistan Parlamentosu, referandum yapılmasına yönelik yaptığı özel oturumda oy çokluğuyla referandum yapılması kararını onayladı. Resmi olarak Kürdistan Bölgesi'ne bağlı olmayan bölgeler de kendi İl ve İlçe Meclisi oturumlarıyla referandum yapılma kararını oy çokluğuyla kabul ettiler. Böylece Güney Kürdistan'da tüm bölgelerde Kürdistan Bağımsızlık Referandumu yapılması kararı resmi ve meşru bir şekilde alınmış oldu.

Kürtlerin almış olduğu bu demokratik ve meşru karara Irak'ın yanı sıra, Türkiye ve İran da çok sert bir şekilde karşı çıktı. Fransa ve Rusya'nın tutumu olumlu olmasa da çok olumsuz değildi. Referandum sonrası uygulanan diplomatik ambargoyu Fransa kırıyor, resmi bir şekilde Kürdistan Bölgesi ile görüşüyor. Rusya ise referandum öncesi Kürdistan Bölgesi ile enerji sektöründe önemli anlaşmalar yapıyordu. ABD, IŞİD'i bahane ederek karşı çıkıyordu, hiç değilse ertelenmesini istiyordu. Açık bir şekilde desteğini dile getiren tek ülke İsrail'di. Kürt hakları söz konusu olduğunda ümmet ve din kardeşliği edebiyatı yaparak bu hakları görünmez kılmaya çalışanlar, kendi sınırlarında olmayan Kürtlerin kendi geleceklerini tayin etmeye yönelik sadece bir fikir beyanı olan bir halk oylamasının yapılmasına çok sert tepki verdi. Bu kendi sınırlarında olan Kürtlerin de bunu isteyebileceği korkusundan kaynaklanıyordu. Dünyanın her yerinde coşkuyla yapılan referanduma destek ve sonrasındaki zafer kutlamaları o dönem Kürtlerin en yoğun olduğu parçada yapılamamıştı. Doğu Kürdistan'da baskılara rağmen 25 Eylül sonrası kutlamalar yapılmıştı, İran rejimi kutlamaya katılan bazı kişileri tutuklamıştı. 

Evet referandum sadece bir halkın kendi gelceğini tayin etmeye yönelik bir fikir beyanıydı. Kürdistan Siyasi Liderliği, gerek Irak ile görüşmelerde gerek basın ve kamuoyuna yapılan açıklamalarda referandumun sadece halkın ne istediğini belirlemeye yönelik olduğunu, ertesi gün bağımsızlık ilan edilmeyeceğini ve sınırları belirlemek için olmadığını söyledi. Bu konular taraflar arasında yapılacak görüşmelerle ortak bir mutabakata varılarak belki uzun vadede çözüm bulacaktı. Referanduma karşı çıkanlar, Kürdistan halkının ne istediğini çok iyi biliyordu, Kürdistan halkının isteğinin resmi olarak dünyaya duyurulmasını istemedikleri için karşı çıktılar.

Referandum Yüksek Konseyi, tüm tehdit ve baskılara rağmen referandum kararından vazgeçmedi. Kürdistan halkı da bu iradeli tutuma beklentilerin üstündeki bir oranla cevap verdi. Oylamaya Kürdistan halkının %72'si katıldı. Kürtçe, Türkmence, Arapça ve Süryanice hazırlanan oy pusulasında  “Kürdistan Bölgesi ve bölge idaresinin dışında kalan Kürdistanlı yörelerin bağımsız devlet olmasını istiyor musunuz?" şeklindeki soruya katılımcıların %92.73'ü EVET dedi. 

Referandumun ilk başarısı, Kürdistan halkı için neyin iyi olup neyin kötü olduğuna dair kararın, yüzyıllardır onları oyalamaya ve engellemeye çalışanlara değil, Kürdistan halkının bizzat kendisine bırakılmış olunmasıdır. Bu hamasi bir zıtlaşma değildi, Kürdistan halkı bu fırsatı kaçıramazdı. Erteleyin diyen ABD'nin önerisi 2 yıla kadar sorunlarınız çözemezseniz referandum yapma "gerekliliği"ne "saygı" duyacağız minvalindeydi. Kürdistan Siyasi Liderliği, gereklilik yerine "hak" ve saygı yerine "destek" istedi, sadece böylesi bir garanti alternatif olabilirdi referanduma, ancak ABD'nin niyeti oyalamaya yönelik olduğu için kabul etmedi ve olması gerektiği şekilde referandum yapıldı. 

O dönem ANF gazetecilerinden bazıları, Bağdat para gösterdi referandum ertelenecek, ABD ile görüşmeler sonrasında ertelenecek şeklinde açıklamalar yapıyordu. Eğer onların dedikleri gibi para veya güç karşısında herhangi bir garanti almadan referandumun iptali veya ertelenmesi söz konusu olsaydı, evet referandum başarısız oldu diyebilirdik. Zaten bu çevreler ertelenmesini istiyordu, bu şekilde Kürdistan Hükümeti ve referandumun başat aktörlerinden KDP'yi referandumu yapmakta başarısız olmakla eleştirecekti. 

Referandum sonrası 16 Ekim olayları, referandumun başarısız olması olarak okunmamalı. Referandum yapılmasaydı da yine Kerkük' gibi bölgelere gireceklerdi. Daha referandum bahsi falan yokken biraz güçlenen Haşdi Şabi Tuzhurmatu'da Kürtlere saldırdı, Kürt yerleşim yerlerini yıktı. Referandum onların bunu yapmasını hızlandırmıştır, referandum olmasaydı da girmeye çalışacaklardı. Hawice'yi Musul sonrasında özgürleştirmeyi düşünüp oraya güçleri aktarma planı Kerkük'e girmek içindi, bunlar referandum olmadan önceki projeleriydi. Kürdistan Hükümeti'nin eleştirilmesi gereken konu, 140. Madde'yi uygulatamamasıdır, en azından IŞİD sonrası askeri olarak kontrolüne geçen Kürdistanî bu bölgelerin resmi bir şekilde de kontrolünü sağlamalıydı.


Kerkük'ü savunma meselesine gelince, Irak ve Haşdi Şabi ile beraber Qasim Süleymani liderliğindeki İran pasdaranları da saldıranlar arasındaydı. Buna rağmen iyi bir savunma yapılabilirdi, ama YNK'nin içindeki bazı isimlerin Iraklı yetkililerle gizli anlaşmaları sonucu çatışmadan şehir teslim edildi. YNK ile ilgili bu suçlamayı dışarıdan birileri uydurmuyor, bizzat YNK'nin o dönemde lideri olan Kosret Resul ve YNK Polütbüro Sorumlusu Mela Bahtiyar diyordu. Bafel Talebani'nin kayın babası olan Mela Bahtiyar, o günden sonra partinin toplantılarına katılmadı.  YNKli Kerkük Valisi Necmettin Kerim yine partisindeki bazı kişiler için çok ağır suçlamalarda bulundu ve sonunda partisiyle bir bağının kalmadığını duyurdu.

Referandum projesinin iki önemli aktörü KDP ve YNK, referandum sonrasında hem Irak hem de Kürdistan seçimlerinde oylarını yükseltti. Bu da referandum sonrası süreçte referandumun başarısız olduğunu ve bu partilerin seçimlerde kaybedeceğine dair düşüncelerin yanlış olduğunu gösterdi. Bilakis referandumdan geri adım atmamaları bu partilere kazandırdı. Referandumun yapılması için en büyük desteği veren Yekgirtu, referandum sonrasında bazı siyasi sorunlardan dolayı hükumetten çekildi. Bunun referandumla ilgisi yoktu ama. Gorran Hareketi'nden Yusuf Muhammad referandum sonrası süreç için referanduma verdiği destekten dolayı Yekgirtulu Musenna Emin'i eleştirince, Emin şu cevabı verir: "100 defa daha milletimizin kaderine ilişkin referandum yapılırsa yine EVET derim. Kendi geleceğine dair beyanda bulunmak, milletimizin en doğal hakkıdır."


1900lerden beri dünya düzeni değiştiğinde ve yeni sınırlar ortaya çıktığında, Kürtlerin ne istediği uluslararası alanda resmi anlamda bilinmiyordu. Kürtler sürekli "Biz devleti bölmek istemiyoruz", "Biz devlet istemiyoruz" ve "Biz ayrılmak  istemiyoruz" minvalinde istemediklerini dile getiriyor veya isteklerini yüksek bir sesle uluslararası arenaya duyuramadılar. 25 Eylül 2017'de yapılan Kürdistan Bağımsızlık Referandumu %92.73 EVET oyuyla, Kürtlerin tam olarak ne istediğini resmi anlamda, uluslararası gözlemcilerin şahitliğinde dünyaya belgelemiş oldu. Bu referandumun diğer önemli başarısıdır. Bu belge tarihe geçmiştir, Kürdistan halkı ne istediğini açık bir şekilde beyan etmiştir, asla ortadan kaldırılamaz. Bunun uygulanmasının zaman alması, zor olması, bu uğurda bazı kayıpların verilmesi, bu başarıyı ortadan kaldırmaz. 













Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

HEVPEYVÎNEK LIGEL ÇOMAN HERDÎ DERBARÊ FEMÎNÎZMÊ DE

MERASÎMA PÎR ŞALYAR